HÜ PDRMER Kuruluş Gerekçesi

Hacettepe Üniversitesi
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRMER)

Kuruluş Gerekçesi
Üniversitemiz bünyesinde kurulması amaçlanan Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (PDRMER) kuruluş gerekçesi aşağıda açıklanmıştır.

1. Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Dünyada ve Ülkemizde Bir Bilim Dalı Olarak Hızla Gelişmektedir
PDR, ilk defa ABD’de ortaya çıkıp gelişmiştir. Daha sonra Türkiye’de ve Avrupa’da gelişerek bugünkü duruma ulaşmıştır. PDR anlayışının ilk filizlenmesi 1890’da California eyalet okullarında öğrencilerin incelenmesi, işe yerleştirilmeleri ve izlenmeleri gibi uygulamalarla başlamıştır. Ancak, gerçek anlamda PDR uygulamaları Frank Parsons ile başlamıştır. İlk PDR bürosu 1908’de Frank Parsons tarafından Boston’da açılmıştır. Bu nedenle, Frank Parsons, PDR’nin babası olarak kabul edilmektedir (Gladding, 1996, s. 9). Frank Parsons, özellikle bireyin özelliklerini tanıma, mesleğe hazırlanma, kendi özelliklerine uygun meslek seçme, meslekte başarılı ve mutlu olma yönünde gençlere yönelik uygulamalar içinde olmuştur.

ABD’de PDR programları, genellikle, Eğitim Fakülteleri bünyesinde örgütlenmiştir. ABD’de PDR hizmetlerinin tüm eğitim kademelerinde ve adalet, sağlık, sanayi, sosyal yardım kurumlarında, süreklilik içinde, ağırlıklı olarak psikolojik danışma hizmetleri biçiminde yürütüldüğü gözlenmektedir. Bugün ABD’de başta okullar ve üniversiteler olmak üzere adalet, sağlık, sanayi, sosyal yardım kurumları ile özel sektör kuruluşlarında 250 binden fazla psikolojik danışman (counselor) görev yapmaktadır. 

Günümüzde ABD’de mesleki olarak tanınma ve kabul edilme anlamında oldukça yol kat edilmiş ve standartlaşma, kalite güvencesi, belgelendirme konularında yapılandırılmış bir yol izlenmektedir (Owen ve Korkut, s: 113). Gelişmiş ülkelerde özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nde psikolojik danışma ve rehberlik kapsamında bugün beş temel alanda hizmet sunulmaktadır:

  1. Okul Psikolojik Danışmanlığı (School Counseling)
  2. Evlilik ve Aile Psikolojik Danışmanlığı (Marriage and Family  Counseling)
  3. Ruh Sağlığı Psikolojik Danışmanlığı (Mental Health Counseling)
  4. Kariyer Psikolojik Danışmanlığı (Carrier Counseling)
  5. Rehabilitasyon Psikolojik Danışmanlığı (Rehabilitation Counseling)

Avrupa’da PDR alanından 1960’lı yıllardan itibaren söz edilmeye başlanmıştır. Bugün tüm Avrupa ülkelerinin PDR hizmetlerini tüm kurumlarda ve eğitim alanında geliştirme ve yaygınlaştırma çabası içinde oldukları izlenmektedir. AB’ye üye ülkelerde yüksek öğretim sistemleri birbirinden önemli farklılıklar göstermektedir. Ancak 1999’da imzalanan Bologna bildirisinden sonra AB eğitim sisteminde bazı gelişmeler gözlenmektedir. Bologna bildirgesi, İtalya’nın Bologna kentinde 29 Avrupa ülkesinin eğitim bakanları ya da bakanlık temsilcilerinin imzaladıkları ve deklare ettikleri ilkeler bildirgesidir. Bu ilkelere göre, yüksek öğretim kurumları, bireyleri piyasaya hazırlama, demokratik bir toplumda etkin bir yurttaş olarak onları yaşama hazırlama, bireylerin kişisel gelişimi ve çağdaş bilgi kazandırma temelli gelişmeleri ve korunmaları hedeflenmiştir. Bologna sürecine bağlı olarak, 2010 yılına kadar Avrupa Yüksek Öğretim Alanı (AYÖA-European Higher Education Area) için yapılanmanın sağlanması her ülkenin kendi sorumluluğuna bırakılmıştır. Bologna süreci nedeniyle Avrupa PDR Derneği’nin (European Association for Counsellor- EAC) çabaları ile Avrupa ülkelerindeki PDR eğitim programlarının içeriğinde bazı düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Bu süreçte birçok Avrupa ülkesi, PDR çalışmaları konusunda Türkiye’den yararlanmak istediklerini ifade etmektedirler. Avrupa PDR Derneği’nin bu çabalarına Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (Türk PDR-DER) bilgi birikimi ve deneyimleri çerçevesinde katkı sunmaktadır ve bu konudaki ilişkiler güçlenerek devam etmektedir.

Türkiye’de PDR çalışmaları, Avrupa’dakinden daha önce, 1950’li yıllarda başlamıştır. Türkiye’de PDR programları, ABD’dekine benzer biçimde, Eğitim Fakülteleri bünyesinde örgütlenmiştir. Amerikalı uzmanlardan Tompkins, Beals ve Mills Türkiye’ye gelmiş, eğitim sistemimizi ve okulları inceleyerek  (Kepçeoğlu, 1985, s. 41) PDR alanında pilot çalışmalar başlatmışlardır. 1970 yılında toplanan VIII. Milli Eğitim Şurasında, PDR hizmetleri kapsamında öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun olarak yöneltilmesi,  9. sınıfın “yöneltme” sınıfı olması kabul edilmiştir. X. ve XV. Şûra kararlarında da eğitim sistemimizde yönlendirmenin gerekliliği ve yapılması gerekenler vurgulanmış; günümüze kadar yapılan bütün şuralarda eğitim sistemimizde PDR’nin gereği ve önemi vurgulanmıştır.

1989 yılında Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği kurulmuş, aynı tarihten itibaren düzenli olarak, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi yayınlanmaya başlamıştır. Türkiye’deki üniversitelerde 37 lisans ve 16 lisansüstü PDR programı bulunmaktadır. Bu programlardan her yıl yaklaşık 1800 kadar öğrenci psikolojik danışman olarak mezun olmaktadır. Mezunlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, sosyal yardım kurumları gibi devlet kurumlarında istihdam edilmektedirler.

Bugün Türkiye’de ilköğretim, orta öğretim okulları ile Araştırma Merkezi (RAM) ve Milli Eğitim Müdürlüklerinde olmak üzere 13 binden fazla psikolojik danışman (counselor) görev yapmaktadır. Türk yüksek öğretim kurumlarında da giderek daha fazla sayıda psikolojik danışmanın istihdam edildiği gözlenmektedir. Örneğin, ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Bilkent ve Başkent üniversitelerinde öğrencilere PDR hizmeti sunmak amacıyla oluşturulmuş birimler bulunmaktadır. Kırıkkale üniversitesinde ise öğrencilere PDR hizmeti sunmak ve PDR ile ilgili araştırma ve uygulamalar yapmak amacıyla Rektörlüğe bağlı bir merkez aktif olarak çalışmaktadır.

2. ÇAĞDAŞ EĞİTİM SİSTEMLERİ PDR HİZMETLERİNİ ZORUNLU KILMAKTADIR
Küreselleşen dünyada hemen her konuda baş döndürücü değişmeler yaşanmaktadır. Küreselleşen ve karmaşıklaşan dünyadaki değişme ve gelişmeler, insanlara sunduğu yararların yanı sıra, bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Günümüzde bu değişmeler, ivmesi artarak devam etmektedir. Özellikle bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim, adalet, sağlık, güvenlik, üretim, üretimin paylaşılması, devlet yönetimi, devletin görevleri, toplumda bireyin değeri ve insan hakları gibi konularda köklü anlayış değişikliklerine yol açmaktadır. Günümüzde toplumlar arasındaki yarış hızlanmış ve bu yarışı kazanabilmek için toplumlar öncelikle kendi eğitim sistemlerini sürekli olarak geliştirme çabası içine girmişlerdir. Bu anlamda bugün dünyada “uzaktan eğitim” önemini korumaktadır. Okullarda dersler “teknolojik sınıflar” da yapılmaktadır. İnternet her eğitimcinin ve öğrencinin gündelik yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Bütün bu değişme ve gelişmelere koşut olarak eğitim kurumlarının görev ve rolleri de değişmektedir. Eğitim kurumlarının sorumlulukları, öğrencinin bakımını ve güvenliğini sağlama; bedensel, sosyal, ruhsal sağlığını koruma; kişisel, sosyal ve akademik başarısını destekleme; sosyalleşmesinin ve özgüven geliştirmesinin desteklenmesi, problem çözme, karar verme, iletişim ve olumsuz yaşam olaylarıyla başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi; öğrencinin okula ulaşımını sağlama, çalışma yaşamına hazırlanması v.b olarak genişlemiştir (Woolmore, 2006). Bununla birlikte okullarda zorbalık, madde kullanımı, şiddet, cinsel istismar, okulu terk gibi davranışların giderek arttığı gözlenmektedir (Oliver ve Candappa, 2003). Toplumlardaki artan aile içi şiddet ve toplumdaki terör, cinsel istismar, alkol ve madde kullanımının artması, intihar olayları, işsizlik, yarışmacı eğitim sistemleri gibi sorunlara bağlı olarak eğitim kurumlarının geleneksel rolleri ve görevleri de değişmektedir. Eğitim kurumlarının rolündeki değişmelere koşut olarak giderek çağdaş dünyada, geleneksel eğitim, yerini, öğrenci merkezli eğitim anlayışına bırakmıştır.  Nitekim Türk eğitim sistemi de öğrenci merkezli eğitim anlayışını benimsemiş durumdadır(MEB, 2006, s.1).

Öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışında, geleneksel eğitim anlayışının aksine öğrenciler, öğrenme-öğretme sürecinde daha aktiftir. Ancak, öğrenci merkezli eğitim, sadece öğrenme-öğretme sürecinde öğrencinin daha aktif olması ile sınırlı olarak anlaşılamaz. Bununla birlikte, öğrenci merkezli eğitimde programların içeriği öğrencilerin ilgi, yetenek, kişilik özellikleri, ihtiyaçları, gelişim sorunları v.b. dikkate alınarak düzenlenir. Öğrencilerin kendi niteliklerine uygun bir meslek edinmelerinin yanı sıra kişisel gelişimleri ve mutlu olmaları, bir bütün olarak kapasiteleri ölçüsünde gelişmeleri ve kendini gerçekleştirmeleri temel hedeftir. Kendi düşüncelerini özgürce ortaya koyabilir, yaratıcılığını, üreticiliğini, potansiyellerini en üst düzeyde geliştirebilirler (Yıldırım, 2007).

Dünyada yaşanan değişmeler, bu değişmelere koşut olarak eğitim kurumlarının görev ve rollerindeki değişmeler, giderek çağdaş dünyada, geleneksel eğitimin yerini, öğrenci merkezli eğitim anlayışına bırakması eğitim sektörünün her kademesinde PDR hizmetlerinin örgütlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Çağdaş eğitimin en genel amaçlarından birisi öğrencinin, bütün yönleriyle gelişmesi ve kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Eğitimin bu amacı PDR’nin de en genel amacıdır. Eğitimin amaçları biraz ayrıntılı olarak açıklanacak olursa şunlar söylenebilir:

Birincisi, eğitim her bireyin kendisi için onu bir meslek sahibi yapmak, çevreye uyumunu sağlamak ve kapasitesi ölçüsünde kendisini geliştirmek amaçlarına yöneliktir. İkincisi, eğitim bireyi topluma yararlı bir yurttaş olarak yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu anlamda, eğitim, nitelikli insan gücü yetiştirerek toplumun ekonomik yaşamına katmayı, bireyi iş yaşamında verimli kılmayı, toplum düzeninin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda çağdaş eğitimden beklenen işlev, öğrencilerin bedensel, zihinsel, sosyal, psikolojik yönden bir bütün olarak gelişmelerine ve topluma etkin uyum sağlayacak mutlu ve üretken bireyler olarak yetişmelerine yardım etmektir. Bu işleve sahip çağdaş bir eğitim kurumunda, PDR’nin bir hizmet alanı olarak yer alması kaçınılmazdır.

Çağdaş eğitim sistemlerinde PDR hizmetlerini zorunlu kılan bazı durumlardan söz edilebilir. Bunlar şöyle özetlenebilir:

  1. Hızlı değişme ve gelişmelere koşut olarak dünya küreselleşmiş ve karmaşık bir hal almıştır. Bu değişmeler insanlara sunduğu nimeti gölgeleyecek kadar çok ve karmaşık sorunları da beraberinde getirmiştir.
  2. Bu değişme ve gelişmeler her toplumun kurum ve kuruluşlarında köklü anlayış değişikliklerine neden olmuş; kişisel ve sosyal düzeyde değerlerde ciddi ve hızlı değişmeler yaşanmıştır.
  3. Bireyin iyilik halini (ruhsal, bedensel ve sosyal sağlık) koruyabilmesi, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim, sağlık, beslenme konularının toplumsal boyutta sorun olmaya devam etmesi,  toplumlarda şiddetin yaygınlaşması, barışın  tehdit altına girmesi gibi konular geleneksel eğitim sistemlerinin sorgulanmasına neden olmuştur.
  4. Eğitim, tüm toplum katmanları için temel bir hak olarak kabul edilmiş, eğitimde fırsat eşitliği benimsenmiş, bireysel farkların ve bireyin bütün yönleriyle gelişmesinin önemi anlaşılmış, toplum yaşamında ve özellikle eğitimde bireyi merkeze koyan anlayışlar gelişmeye başlamıştır. Bununla birlikte okul güvenliği, kötü madde kullanımı, uyum ve davranış problemleri, okula uyum ve devam, başarısızlık, özellikle kız çocukların  okullaşması ve eğitim sistemi içinde tutulması konularında ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Değişme ve gelişmelerle birlikte ortaya çıkan bu sorunlar eğitim sistemlerinde okul ve öğretmenin rol ve işlevlerinde değişmeleri beraberinde getirmiştir (Oliver ve Candappa, 2003; Woolmore, 2006).
  5. Değişen ve karmaşıklaşan süreçte nitelikli insan gücüne olan gereksinim artmış, eğitimde bireyin sahip olduğu niteliklerin bilinmesi ve bireyin niteliklerine uygun bir alan ve meslek seçmesinin önemi anlaşılmış; yeni meslekler ve buna bağlı olarak yeni yüksek öğretim programları, yeni okul türleri ortaya çıkmış, alternatif seçenekler arasından bireyin kendine en uygun kararı vermesi zorlaşmıştır.
  6. Aile yapısında ve işlevlerinde değişmeler olmuş (Yeşilyaprak, 2003, s.21), kentleşmeye koşut olarak geleneksel aile yapısı yerine çekirdek aile almış, iş yaşamına giren kadın oranı daha da artmış, anne babaların ortalama eğitim düzeyi yükselmiş, aileler çocuklarını daha iyi yetiştirme arayışı içine girmiş; buna karşın, aile içi şiddet artmış, özellikle, bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler nedeniyle çocuğu etkileyen çok sayıda etmen ortaya çıkmış, anne babalar çocuklarının yetiştirilmesi ve eğitiminde eğitimcilerin yanı sıra PDR uzmanlarına da ihtiyaç duymaya başlamışlardır.

Bütün bu etmenler öğrenciyi merkeze alan çağdaş eğitim sistemlerinde eğitimin “öğretim” ve “yönetim” gibi boyutlarına üçüncü bir boyut olarak “Psikolojik Danışma ve Rehberlik” adı altında yeni bir boyutun eklenmesi gereğini ortaya koymuş; PDR’ye duyulan gereksinimi artırmıştır (Kepçeoğlu, 1985, s:206-208; MEB, 2002; Özgüven, 2000, s:263-271; Yeşilyaprak, 2003, s: 68-106). PDR, çağdaş örgün eğitimin ayrılmaz bir parçası, öğretim ve yönetim etkinliklerinden ayrı, ancak, öğretim ve yönetim etkinliklerine paralel olarak işlevler üstlenen, vazgeçilmez bir hizmet alanıdır.

3. Toplumumuzda PDR Hizmetlerine Duyulan Talep Artmıştır
Yurt içinden ve dışından, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı ile ilgili her konuda uygulama, araştırma, inceleme yapmak ve yapılmakta olan çalışmalara katılmak ve desteklemek; proje hazırlamak, danışmanlıklar yapmak ve eğitimler sunmak yönünde talepler gelmektedir. Yine, Psikolojik Danışma ve Rehberlik konusunda her yıl ulusal ve uluslar arası düzeyde kurslar, seminerler, konferanslar, kongreler, sempozyumlar ve benzeri faaliyetler düzenlenmektir. PDRMER aracılığıyla üniversitemiz bu tür faaliyetler içerisinde daha etkin biçimde yer alabilecektir.

Toplumun çeşitli kesimlerinden iş ve meslek psikolojik danışmanlığı konusunda yardım talepleri gelmektedir. Başta eğitim sektörü olmak üzere, adalet, sosyal yardım kurumları, İş-Kur, belediyeler kendi kurumlarında PDR hizmetlerinin örgütlenmesi ve yönlendirilmesi yönünde taleplerde bulunmaktadırlar. Hatta üniversitemiz bünyesinde de bu yönde yoğun talepler olmaktadır. Başvuran öğrencilere karşılaştıkları eğitsel, mesleki ve iş seçimine ilişkin sorunlarını sağlıklı biçimde çözebilmeleri, kişisel, ailesel, sosyal ve akademik sorunlarını çözebilmeleri, sosyal destek kaynakları ve istihdam olanakları hakkında bilgi sunmak ve onları yönlendirmek için PDR kapsamında hizmet sunmaya gereksinim duyulmaktadır.


4. Ulusal ve Uluslar Arası Düzeyde Üniversitemizi PDR Hizmetleri Boyutu İle Tanıtmak
Psikolojik Danışma ve Rehberliğin amacı, kendini anlaması, problemlerini çözmede gerçekçi kararlar alması, çevresindeki olanakları tanıması, kapasitesini kendine uygun düzeyde geliştirmeleri çevresine sağlıklı ve dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendilerini gerçekleştirmelerinde bireylere yardım etmektir.

Türkiye, ABD’den sonra dünyada PDR alanının en iyi geliştiği ikinci ülkedir. Hacettepe Üniversitesi, Türkiye’nin en köklü ve gelişmiş birkaç üniversitesinden biridir. Hacettepe Üniversitesi - Eğitim Fakültesi - Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim dalı, ulusal düzeyde birçok PDR programının açılmasına olan katkıları, uluslararası bağlantıları, standartları yüksek bilimsel etkinliklere katılımı, öğretim üyesi başına düşen yayın ve öğrenci sayısı, araştırma ve uygulama projeleri yürütmedeki deneyimi göz önünde bulundurulduğunda oldukça yetkin bilim dallarından biridir.

Hacettepe Üniversitesi - Eğitim Fakültesi - Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim dalı öğretim elemanları, her dönem gerek yurtta kalan gerekse yurtta kalmayan onlarca öğrenciye kendi zaman ve olanakları çerçevesinde psikolojik danışma hizmeti sunmakta; ancak, psikolojik danışma yardımı almak üzere gelen taleplerin çoğunu karşılayamamaktadırlar. Üniversitemizde PDRMER’in kurulması ile bu talepler daha yüksek oranda karşılanabilecek, daha denetimli hizmetler sunulabilecek ve hizmetler kayıt altına alınabilecektir. Ayrıca, bu merkezlerdeki uygulamalar aracılığıyla daha nitelikli psikolojik danışman meslek elemanı yetişecek, alanla ilgili ulusal ve uluslar arası düzeyde araştırmalar gerçekleştirilebilecektir.

Üniversitemizde PDRMER aracılığıyla, çeşitli uyum sorunları olan, karar verme güçlüğü çeken, geleceğe dönük öğrenim, meslek seçme planları bulunan, kişisel ve sosyal problemler yaşayan, okulla, ailesiyle, başkalarıyla ilişki kurma konusunda problemleri olan, başarısızlık, gerginlik ya da zorlanmalar v.b. yaşayan öğrenciler, psikolojik danışma hizmetinden yararlanabileceklerdir. Yine, Öğrencileri riskli davranışlardan (alkol, sigara, uyuşturucu madde v.b.) korumaya yönelik psiko-eğitsel programlar geliştirmek ve uygulamak, riskli davranışlar konusunda öğrencilere yönelik seminerler düzenlemek yararlı olacaktır.

Üniversitemizde öğrencilere yönelik profesyonel düzeyde oryantasyon hizmetleri sunulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Oryantasyon hizmetleri; üniversiteye yeni gelen öğrencileri, katıldıkları yeni ortama alıştırmak, üniversitenin kuralları, işleyişi; yurt, yemekhane, kütüphane, ulaşım olanakları hakkında bilgi vermek ve böylece üniversite ortamına uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla yapılan çalışmaları kapsar. Ancak, oryantasyon hizmetlerine üst sınıflarda okuyan öğrenciler için de gereksinim duyulabilir. Örneğin; oryantasyon hizmetleri kapsamında öğrencilere yönelik olarak derslerin amaçları, motivasyonu yükseltme, başarıyı etkileyen etmenler, verimli ders çalışma gibi konularda etkinlikler düzenlenebilecektir. Nitekim yapılan araştırmalar, oryantasyon hizmetleri sonunda üniversitede ve yakın çevrede, kendilerine açık bulunan çeşitli olanaklardan yararlanabilen öğrencilerin, daha başarılı olduklarını göstermektedir.

Sonuç olarak PDRMER’in kurulması, üniversitemiz öğrencilerinin yanı sıra toplumumuzda farklı kurum ve kuruluşların PDR hizmetlerine duydukları ihtiyacı büyük ölçüde karşılayacak; üniversitemizin ulusal ve uluslar arası düzeyde daha iyi tanınmasına katkı sağlayabilecektir.

5. Bazı Üniversitelerde Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi / Birimi Bulunmaktadır
Ülkemizde sınırlı sayıda da olsa, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi bulunan üniversiteler bulunmaktadır. Bu üniversitelerden birkaçı şöyledir: Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi. Türkiye’deki çoğu üniversiteye öğretim elemanı yetiştiren, o üniversitelere model olan üniversitemizde PDRMER’in olmaması bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.

6. Yasal Zemin
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kurulu Yasası’nda;
“Madde 47 – Faaliyetlerin Düzenlenmesi:
a. (Değişik: 17/8/1983 - 2880/28 md.) Yükseköğretim kurumları, Yükseköğretim Kurulu’nun yapacağı plan ve programlar uyarınca, öğrencilerin beden ve ruh sağlığının korunması, barınma, beslenme, çalışma,  dinlenme ve  boş  zamanlarını  değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılamak,
b. Yükseköğretim kurumları, özel ve kamu kuruluşları ile işbirliği yaparak mezunlarına iş bulmakta yardımcı olurlar.
c. Üniversiteler PDR ve psikolojik danışma merkezleri kurar, öğrencilerin kişisel ve ailevi sorunlarını çözümlemeye çalışır.” denilmektedir.

7. Fiziki Mekân ve Personel İhtiyacı
PDRMER’in çalışmalarını yürütebilmek için ayrıca bir birime ve fiziki mekana veya personele ihtiyaç duyulmayacaktır. Bütün çalışmalar PDR Anabilim Dalı’nın mevcut birim ve olanakları ile gerektiğinde diğer birimlerle işbirliği içinde ve üniversitemizin mevcut olanakları değerlendirilerek yürütülecektir.

Sonuç
Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (PDRMER) kurulması ve faaliyetlerini gerçekleştirmesi ile hem üniversitemiz hem de ülkemiz kazançlı çıkacaktır.

Kaynaklar

  • Girgin, G. (2004). Çağdaş eğitim sisteminde öğrenci kişilik hizmetleri ve Rehberlik (Psikolojik Danışma ve Rehberlik- kitabında. Edt: Alim Kaya). Ankara: Anı Yayıncılık.
  • Gladding, S. T. (1996). Counseling: A Comprehensive Profession. Prentice Hall,Englewood Cliffs, New Jersey.
  • Kepçeoğlu, M. (1985). Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Kadıoğlu Matbaası, Ankara.
  • Korkut, F. (2007). Psikolojik danışmanların mesleki Rehberlik ve psikolojik danışmanlıkla ilgili düşünceleri ve uygulamaları. HÜJE, 32 187-197.
  • MEB. (2002). Rehberlik ve danışma hizmetleri yönetmeliği. Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Gn. Md. Ankara.
  • MEB. (2006). İlköğretim ve orta öğretim kurumları sınıf rehberlik programı. Ankara.
  • Oliver, C & Candappa, M. (2003). Tackling Bullying: Listening of the wiews of children and young people London: DfEs.
  • Owen, D.W. ; Owen- Korkut, F. (2008). Computer utilization patterns of Turkish school counselor. Counseling in International Perspective: Global Demans and Local Needs (International Congress of Counseling). April 25, İstanbul- Türkiye.
  • Özgüven İ. E. (1998). Bireyi Tanıma Teknikleri. PDREM Yayınları, Ankara.
  • Özgüven, İ. E. (2000). Çağdaş Eğitimde PDR Hizmetleri. Ankara: PDREM Yayınları.
  • Woolmore, S. (2006). Every Child Matters: Change for Children. New legislation and guidance for safeguarding children in England, Text.
  • Yeşilyaprak, B. (2003). Eğitimde PDR Hizmetleri. Nobel Yayınları, Ankara.
  • Yıldırım, İ. (2007). Bireyi Tanıma Teknikleri. (Psikolojik Danışma ve Rehberlik- kitabında- Edit: Gürhan Can). Pegem-A Yayıncılık, 8. Baskı, Ankara.

 

Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRMER)
06800 Beytepe Ankara - E-posta: pdrmer@hacettepe.edu.tr